31 Ekim 2014, Cuma 11:02:45 İyi Günler !

Terimler Sözlüğü

Reklamlar

 

Aranacak Terim :

 

SEVME, BİR ŞEYİN ÜZERİNDE TİTREME VE MERHAMET GÖSTERME, SEVGİ TÜRÜNDEN İLGİ DUYMA.
Acımak, merhamet etmek
Bu sayfa üzerinde şefkat kelime anlamı gösterilmektedir. şefkat nedir ? şefkat ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. şefkat kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.

Bu kelime için daha önce yapılan aramalar : şefkat nedir -

Reklamlar

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : catma (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet Gemilerin çarpışması Ahşap evlerde iki odayı ayırmak ta kullanılan tahta perde Birbirine dikme, birleştirme Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça Bir çeşit döşemelik kumaş Çatmak işi Semerin ağaç kısmı Evin köşe kısmı Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi Bir cins döşemelik kumaş Harman zamanı Döşemelik bir kumaş cinsi üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak Yörük çadırı çatı, dam, kubbe (başa yemeni, çatkı, yazma gibi şeyleri) Bağlamak (yükü hayvana) İki yanlı yüklemek Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek: "Koca bir nahiye titreştik, odunsuz yattık / O büyük mektebi gördün ya, kışın biz çattık." M. A. Ersoy (kaş, yüz için) Sertlik, öfke bildiren bir duruma sokmak: "Komiser o yana doğru geldiğinden polis kaşlarını çattı." H. Taner (e durum ekiyle kullanılan fiil) Üzücü olaylarla karşılaşmak: "Hacı Mustafa bağırıyor, ömründe böyle bir işe çatmadığını söylüyordu." R. H. Karay (e durum ekiyle kullanılan fiil) Rastlamak, karşılaşmak: "Nerden çattım böylesi bir güzele..." C. S. Tarancı. 10 (e durum ekiyle kullanılan fiil) Birine sert sözle söylemek veya yazılar yazmak: "Böyle söyler de sonra yemek biraz azca çıkarsa, yahut pek düzgün olmasa, aşçıya çatacak gibi olur." M. Ş. Esendal Değnek, kılıç, tüfek gibi uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak: "Avlusunda silâhlarını çatmış, ayaklarını germiş askerler var." F. R. Atay (kereste vb. gereci) Birbirine tutturmak Birine sert sözle söylemek veya yazılar yazmak Rastlamak, karşılaşmak Gemiler birbirine çarpmak Üzücü olaylarla karşılaşmak Sırası gelmek, zamanı gelmek Birbirine tutturmak Değnek, kılıç, tüfek gibi uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek İki yanlı yüklemek Bağlamak Sertlik, öfke bildiren bir duruma sokmak

 
Sayfa başına dön