24 Temmuz 2014, Perşembe 21:51:16 İyi Geceler !

Terimler Sözlüğü

Reklamlar

 

Aranacak Terim :

 

Arş: Sözlükte, tavan. Çadır ve çardak gibi gölge veren şeye de denir. Üzerine oturulan ya da yatılan yüksekçe zemin. Taht. Hükümdarların iktidarını gösteren simgelerden biri. Yücelik makamı. Yükseklik, üstünlük. Hüküm, yönetim ve tasarruf makamı anlamlarında da kullanılır. Kur'an'da geçen "Allah'ın Arşı" deyimi bu mecaz anlamlarıyla anlaşılmıştır.
Allahü teâlânın yarattığı en büyük varlık.
DEVLETE AİT ESKİ BELGELERİN SAKLANILDIĞI YER.
Bu sayfa üzerinde arş kelime anlamı gösterilmektedir. arş nedir ? arş ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. arş kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.

Reklamlar

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : çakmıyor (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
MIKDEHA Kabul edilmeyecek bir şeyi kurnazlıkla kabul ettirmek Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti Sezinlemek, anlamak, farkına varmak Vurarak sokup yerleştirmek Çivi ile tutturmak Parıldamak, ışık vermek Bir nevi kurabiye Samsun'da, Abdal Deresi üzerinde, içme suyu temini amacıyla 19851988 yılları arasında inşa edilmiş bir baraj Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası Anlamak, bilmek Saplamak İçki içmek Saplamak:"Bir tanesi altısına yeterken, ben altı kurşunu bir tanesine çakıverdim." A. Gündüz Vurarak sokup yerleştirmek. Çivi ile tutturmak:"İsa'nın ruhu eğer bugün içinden çıkmış olduğu yere inerek bu sahneyi görseydi, kim bilir patriklerini hangi oduna çakardı." F. R. Atay Kazık çakıp hayvan bağlamak Kuruyunca kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası:"Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı." B. Felek. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti:"Yolun yören bir bak nasıl aydınlanır / Aşk uğruna çakabilsen çakmağı." F. Halıcı Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak Vurmak Anlamak, bilmek:"Ay, bu kadın İngilizceden de çakıyor mu?" N. Araz Parıldamak, ışık vermek:"Bütün gözler çakar şimşekler gibi parlıyordu." A. Ş. Hisar Parasını aldı, tüydü." S. F. Abasıyanık. İçki içmek Sezinlemek, anlamak, farkına varmak:"Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak:"Genç kadın, hanımninesinin odasından çıkınca kibrit çakarak yürüdü." P. Safa Sınavda başarısız olmak Sahte, taklit, hakiki olmayan, orijinal olmayan Vurup çakarak yapılmış kuyumcu işi, çukurlusuna dişi çakma, kabartmalısına da erkek çakma denir Çakmak işi Evin önüne yapılan sundurmanın üstü Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı Deri hastalığı, yara, çıban

 
Sayfa başına dön