21 Kasım 2014, Cuma 12:06:30 İyi Günler !

Terimler Sözlüğü

Reklamlar

 

Aranacak Terim :

 

EN BÜYÜK, EN ÜSTÜN.
Büyüklük, Cenâb-ı Hakk'ın büyüklüğü.
BÜYÜKLÜK, HAŞMETLİLİK, HEYBET.
EN FAZLA, EN ÇOK.
TAŞITIN KENDİ VE TAŞIDIĞI YÜK İLE BİRLİKTEKİ AĞIRLIĞI, EN FAZLA AĞIRLIK. KTK MD. 3.
KARAYOLLARINDA YÜK TAŞIYAN TAŞITLARIN YOLLARA VE YAPILARA ZARAR VERMEMESİ İÇİN BELİRLENEN DİNGİL YÜK ÇEKME VE TAŞIMA AĞIRLIĞI. KTK MD. 3.
EN FAZLA YÜKSEKLİK. KAMYON VEYA VAGONLA YÜK TAŞIMACILIĞINDA HAVALELİ YÜKLERİN EN FAZLA NE KADAR YÜKSEKLİKTE OLACAĞINI GÖSTEREN SINIR. KÖPRÜ VE TÜNELLERDEN GEÇECEK TAŞITLARIN YÜKSEKLİĞİ. KTK MD. 3.
BİR TAŞITIN VEYA BİR HACMİN NE KADAR HACİMDE VEYA AĞIRLIKTA YÜK ALABİLECEĞİ, EN FAZLA YÜKLEME SINIRI. KTK MD. 3.
BİR KARA VEYA DEMİR YOLU TAŞITININ EN FAZLA YAPABİLECEĞİ SÜRAT, HIZIN SON SINIRI.
KARAYOLU TAŞITLARININ YOL VE KÖPRÜLERE ZARAR VERMEDEN SEYREDEBİLMESİ İÇİN TANINAN TOPLAM AĞIRLIK SINIRI, EN ÜST AĞIRLIK SINIRI. KTK MD. 3.
Bu sayfa üzerinde azam kelime anlamı gösterilmektedir. azam nedir ? azam ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. azam kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.

Reklamlar

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : vermezdim (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
İTYAN, etmek, MUATAT, görmek, toslamak, sundurmak, toka etmek, uçlanmak, Herhangi bir duruma yol açmak, Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak, Döndürmek, çevirmek, yöneltmek, Başkalarına iletmek, bildirmek, Ondan bilmek, atfetmek, Biriyle evlendirmek, Etki yapmak, biçimini değiştirmek, Bırakmak veya bağışlamak, Kök veya gövdelerin sonuna ı (i, u, ü) zarffiil eki ile eklendiğinde tezlik bildirir, Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak, Ürün üretmek, Yaymak, Ödemek, Birisine eriştirmek, iletmek, Herhangi bir duruma yol açmak:"Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim." Y. K. Karaosmanoğlu, Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak, Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek, Satmak, Döndürmek, çevirmek, yöneltmek:"Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler." A. İlhan, Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek:"Geçenlerde bir derginin, eski ünlüler ne yapıyor? adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum." H. Taner, Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek:"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm." Ö. Seyfettin, Bırakmak veya bağışlamak:"Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım." H. C. Yalçın, Ondan bilmek, atfetmek:"Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi..." F. R. Atay, Biriyle evlendirmek:"Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar." H. E. Adıvar. Ödemek:"Haydi ... arabaya atlayın, Yaymak. Ürün üretmek:"Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı." R. E. Ünaydın, Kazandırmak, katmak, Ayırmak, harcamak, Dayamak, Tespit etmek, Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek, Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak:"Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor." R. H. Karay, Hepsini herhangi bir duruma sokmak, Sahip olmasını sağlamak, Dilek bildiren birleşik fiiller yapar, TAATTUF, Vermek işi,

 
Sayfa başına dön