25 Ekim 2014, Cumartesi 18:13:56 İyi Akşamlar !

Reklamlar

Aradığınız kelimeyi giriniz :
Kelimeler ve anlamları
(Devlet. C.) Devletler Devletler
(Düveliyye) Devletlerle alâkalı
Bu sayfa üzerinde düvel kelime anlamı gösterilmektedir. düvel nedir ? düvel ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. düvel kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.

Bu kelime için daha önce yapılan aramalar :

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : basma (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
Gübre, tezek Basılmış, matbu. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun Basmak işi. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş:"O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim." M. Ş. Esendal Gazete, dergi, kitap gibi bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua Bu kumaştan yapılmış olan:"Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti." P. Safa matbua Pamuklu bir kumaş cinsi çoğunlukla pamuk ipliği kullanarak dokunan kumaşların genel adı iskambil kâğıdıile oynanan bir oyun Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua Basmak işi Basılmış, matbu Bu kumaştan yapılmış olan İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun Desenli kumaş Bir çeşit iskambil oyunu tabetmek kesmek TEKEVVÜK Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak Baskın yapmak Örtmek, bürümek, kaplamak Bazı isimlerle birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır Bası işi yapmak, tabetmek Eskiden kullanılan bir çeşit ayakkabı Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek Kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak Çevreyi kaplamak, çökmek Bir kimse bir yaşa girmek Baskın yapmak:"Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış." E. İ. Benice Bası işi yapmak, tabetmek. Örtmek, bürümek, kaplamak:"Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk." M. Ş. Esendal Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak:"Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım." S. F. Abasıyanık Sıkıştırarak yerleştirmek Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek:"Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız." H. E. Adıvar Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak:"Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına." C. Külebi Küçük çocuklar ayakta durabilmek Bazı isimlerle birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır:"Bir kahkaha basarak merdivenleri inmeye başladım." S. F. Abasıyanık."Onları dünyaya getiren analarına ve babalarına gizli gizli içten basıyorlardı küfürü." Halikarnas Balıkçısı Bir kimse bir yaşa girmek:"Bugün yirmi yaşına basan Türk genci, İstiklal Harbi olurken beşikte parmağını emiyor, dört ayak üstünde emekliyordu." P. Safa. Çevreyi kaplamak, çökmek:"Şehri akşamüstü sis basmıştı." S. F. Abasıyanık Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." Y. Z. Bahadınlı Uygunsuz vaziyette yakalamak Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak:"Yüreğinin acısını duyuyordu Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak

 
Sayfa başına dön