|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
mükemmel
|
|
PERFEKT Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. Çok iyi.(Mâlumdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san'atlar, gayet güzel bir proğrama istinad eder. Mükemmel ve güzel bir proğram ise; mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyeti ruhiyeye delâlet eder. Demek ruhun mânevi güzelliğidir ki, ilim vasıtası ile san'atında tezahür ediyor. S.) alamat oflas Eksiksiz, kusursuz, tam yetkin tamam, olgun, kemâl bulmuş, eksiksiz Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane:"Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise." R. H. Karay
|
|
mükemmel
|
|
PERFEKT Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. Çok iyi.(Mâlumdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san'atlar, gayet güzel bir proğrama istinad eder. Mükemmel ve güzel bir proğram ise; mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyeti ruhiyeye delâlet eder. Demek ruhun mânevi güzelliğidir ki, ilim vasıtası ile san'atında tezahür ediyor. S.) alamat oflas Eksiksiz, kusursuz, tam yetkin tamam, olgun, kemâl bulmuş, eksiksiz Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane:"Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise." R. H. Karay
|
|
mükemmel
|
|
PERFEKT Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. Çok iyi.(Mâlumdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san'atlar, gayet güzel bir proğrama istinad eder. Mükemmel ve güzel bir proğram ise; mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyeti ruhiyeye delâlet eder. Demek ruhun mânevi güzelliğidir ki, ilim vasıtası ile san'atında tezahür ediyor. S.) alamat oflas Eksiksiz, kusursuz, tam yetkin tamam, olgun, kemâl bulmuş, eksiksiz Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane:"Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise." R. H. Karay
|
|
mükemmel
|
|
PERFEKT Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. Çok iyi.(Mâlumdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san'atlar, gayet güzel bir proğrama istinad eder. Mükemmel ve güzel bir proğram ise; mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyeti ruhiyeye delâlet eder. Demek ruhun mânevi güzelliğidir ki, ilim vasıtası ile san'atında tezahür ediyor. S.) alamat oflas Eksiksiz, kusursuz, tam yetkin tamam, olgun, kemâl bulmuş, eksiksiz Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane:"Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise." R. H. Karay
|
|
mükemmel
|
|
PERFEKT Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. Çok iyi.(Mâlumdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san'atlar, gayet güzel bir proğrama istinad eder. Mükemmel ve güzel bir proğram ise; mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyeti ruhiyeye delâlet eder. Demek ruhun mânevi güzelliğidir ki, ilim vasıtası ile san'atında tezahür ediyor. S.) alamat oflas Eksiksiz, kusursuz, tam yetkin tamam, olgun, kemâl bulmuş, eksiksiz Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane:"Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise." R. H. Karay
|
|